Salıncak demek çocukluğum demek benim için,masumiyet demek.Ne zaman bir salıncak görsem hep daha yükseğe çıktıkça artan kahkahalarımı duyarım ben.
Kreşte arkadaşlarım hamurumu bozarlardı çok ağlardım sonra tenefüs olurdu bahçeye çıkardık ve ben hep salıncağa koşardım, salıncağıma kavuşunca ne o çocuklar ne hamurum hiç bir şey umrumda olmazdı sesimi git gide arttırarak kahkaha atardım.
Bazen parkın önünden geçerken küçüklük alışkanlığım yüzünden salıncağa binesim gelir bazen de binerim ama eskisi gibi olmuyor,kahkaha atmak yerine geçmişi düşünüyorum,acı bir tebessümle.
Canım annem canım babam....zamanımız tükeniyor gibi geliyor.Babam beni hala sallayabilir mi? Annem bankta oturup bana el sallayabilir mi hala?
Zaman, elimizde olan en değerli şey ve malesef en acımasız şey. Biz iyi kullandık zamanımızı daha doğrusu kullanmaya çalıştık elimizden geldiğince.Üniversite yıllarında ayrı kalmamız elimizde değildi ama keşke o anlarda da hep birlikte olsaydık.
Hangimiz gidicez bu dünyadan bilmiyorum ama bu konu hakkında düşünmeden de duramıyorum.Ölüm düşüncesi beni yiyip bitiriyor,bir gün geleceğini bilmek..Biliyorum anlamsız herkese örnekler verdiğim ve kendime de her seferinde hatırlattığım adeta hayat pusulam olan tanrılar okulu kitabına da ters bu yaptığım ama elimde değil.
Sizleri çok özleyeceğim...En büyük şansım keşkelerim yok sizler hakkında, ama acı çektirmek değil mi bu ufak tefek şeyleri bile dert edip size karşı mahcup hissediyorum.
Bazen size o kadar çok kızıyorumki aramıza birini daha katmadınız diye..Bir kardeş, en azından bu kadar kurup ağlamazdım ya da bu kadar sapkınca bir bağlılık duymazdım kim bilir? Siz istediniz, tek çocuğumuz olsun dediniz, biz üçümüz bir bütün olduk ve ayrılmamız imkansız.
Herkes kendisi ve ailesinin sağlıklı olması için dua eder,ben de ediyorum tabii ki ama benim ilk duam sizden önce ölmem,insan bencildir dolayısıyla ben de,kendim acı çekmemek için size acı çektirmeyi göze alıyorum ama yapamam,tek başıma bir hiçim ve bunu biliyorum.
Babacım,şimdi sen evimizde annemle bizi bekliyorsun annem içeride yatıyor ben sözde sınavıma çalışıyorum...Bizi çok özlediğini biliyorum biz de seni çok özledik iyi ki telefon var...neyse.Hep bahçedeki hamak geliyor aklıma ben küçük olsaydım sen beni orada uyutur sallardın biliyorum ama artık hamak beni taşıyamıyoruz zaten siz de hamak üstünde oturmaktan zevk almıyorsunuz, yiğit için yaptık onu,onu uyutuyoruz o da 3 yaşına giriyor.
O kadar spontane yazıyorumki bunları tekrar dönüp okumuyorum bile mantıklı mı değil mi içimden yazmak geliyor sadece size söylesem susturursunuz çünkü ne zaman ayrılık lafı açsam of puf ediyorsunuz ama acı çekmeyi seven bir kızınız var.
Çok güzel ve mutlu bir çocukluğum oldu sayenizde çok şanslıydım ben,keşke dönebilsek.Şu an mutsuzuz demek istemiyorum ama daha umursamazdık en azından önümüzde daha çok zaman olduğunu biliyorduk şimdiyse vaktimiz az ve koşturuyoruz.Siz, siz yokken benim daha iyi yaşamam için son yıllarda daha bir hızlı çalışıyorsunuz ben bir an önce sizleri mutlu etme benden gurur duymanızı sağlama gayretindeyim.Eskiden böyle değildi,sadece güzel zaman geçirmeye bakardık.Hepsinin suçlusu zaman işte aldı elimizden o umursamaz mutlu dakikalarımızı ama o yıllarda en büyük tesellimizdi zaman di mi gelecek güzel günler vardı...
kendim yaziyorum kendim okuyorum
5 Eylül 2012 Çarşamba
3 Eylül 2012 Pazartesi
herkes esittir hic bir sey
Konulmus yasaklara/kurallara...her neyse onlar iste uymadan kabul ediyor musun sen de ?
Ben ettim.
Yalnizligimin sebebini merak etmistiniz iste size nedeni
Sİkayetci olup olmadigimi soruyorsunuz, sizce olmali miyim? Neyse
bugun sorulari siz sorun.
Sikayet etmiyorum cok seviyorum yalnizligimi, ondan baska neyim var
ki beni ben yapan ta kendisi
Mayhos bi yalnizligim var benim visne gibi limonata gibi ikisini de cok severim
mmm leziz mayhos bir yalnizlik bu...tatmak ister misin??
Ben ettim.
Yalnizligimin sebebini merak etmistiniz iste size nedeni
Sİkayetci olup olmadigimi soruyorsunuz, sizce olmali miyim? Neyse
bugun sorulari siz sorun.
Sikayet etmiyorum cok seviyorum yalnizligimi, ondan baska neyim var
ki beni ben yapan ta kendisi
Mayhos bi yalnizligim var benim visne gibi limonata gibi ikisini de cok severim
mmm leziz mayhos bir yalnizlik bu...tatmak ister misin??
5 Ağustos 2012 Pazar
hayallerimin katili mine
gozlerimi kapattim, yine gozum kapali deniz kenarinda uzandigimi hayal ediyorum, ama hayalimde huzurlu ve mutluyum hem de sonsuz bir huzur. oyle bir huzurki bu disimda
bir katman var hic bir sey etkileyemiyor gibi, deprem olsa gikimi cikarmayacak yagmur yagsa hala uzanmaya devam edecegim, nedeni ise yanimdaki kisi. o, ruhumu tamamliyor, sonunda kavusmusuz oymus yillar boyu aradigim, asil huzur ve mutluluk oymus, yakisikli mi bilmiyorum yuzunu goremiyorum, fizigine dair hic bir bilgim yok tek bildigim benim yansimam oldugu. ben kendimden cok onu o da
kendinden cok beni dusunuyor. karnim acikiyor ona bakiyorum geciyor uzanmaya devam ediyorum. hayalimde onu uzun zaman once bulmusum ve cok iyi taniyorum, yillardir birlikteymisiz ve durmus ayni deniz kenarinda uzaniyormusuz. sadece gunler geciyormus gunduz gunesin keyfini cikarip suyun kiyiya vurusunu izliyormusuz geceleri de yildizlari seyredip anlamsizca guluyor musuz. icmek icin suya karnimizi doyurmak icin yemege ihtiyacimiz yokmus sadece ustumuzde kiyafetlerimiz var, bilmem
onlar neden var hayalim kusursuz oldugu icin dusunmuyorum
bu konu uzerine. sonra telefon caliyor gozlerimi aciyorum mine ariyor mesgule veriyorum ki hayalime devam ediyim ama kesildi bir kere devam edemiyorum, hayalimdeki insanla tanisip tanismadigimin muhasebesini yapiyorum, tanimadigima kanaat getiriyorum ve icimden gelecekte tanisacagim o kisiye sevgimi yolluyorum ve ipodumdan onun icin bir sarki aciyorum.
bir katman var hic bir sey etkileyemiyor gibi, deprem olsa gikimi cikarmayacak yagmur yagsa hala uzanmaya devam edecegim, nedeni ise yanimdaki kisi. o, ruhumu tamamliyor, sonunda kavusmusuz oymus yillar boyu aradigim, asil huzur ve mutluluk oymus, yakisikli mi bilmiyorum yuzunu goremiyorum, fizigine dair hic bir bilgim yok tek bildigim benim yansimam oldugu. ben kendimden cok onu o da
kendinden cok beni dusunuyor. karnim acikiyor ona bakiyorum geciyor uzanmaya devam ediyorum. hayalimde onu uzun zaman once bulmusum ve cok iyi taniyorum, yillardir birlikteymisiz ve durmus ayni deniz kenarinda uzaniyormusuz. sadece gunler geciyormus gunduz gunesin keyfini cikarip suyun kiyiya vurusunu izliyormusuz geceleri de yildizlari seyredip anlamsizca guluyor musuz. icmek icin suya karnimizi doyurmak icin yemege ihtiyacimiz yokmus sadece ustumuzde kiyafetlerimiz var, bilmem
onlar neden var hayalim kusursuz oldugu icin dusunmuyorum
bu konu uzerine. sonra telefon caliyor gozlerimi aciyorum mine ariyor mesgule veriyorum ki hayalime devam ediyim ama kesildi bir kere devam edemiyorum, hayalimdeki insanla tanisip tanismadigimin muhasebesini yapiyorum, tanimadigima kanaat getiriyorum ve icimden gelecekte tanisacagim o kisiye sevgimi yolluyorum ve ipodumdan onun icin bir sarki aciyorum.
sabahlamak
sabaha karşı 5 civarıydı, hafif bir ruzgar esti pencereden kavurucu agustos sicaginda, gunun ilk ruzgariydi, gun icinde nefes aldigini hissettigin tek andi o an. perdelerle birlikte kultablasindaki kulleri de savurdu ruzgar, uzaktan izledi ruzgarin savuruslarini tipki dort yildir hayati elinde olmadan nasil savrulduysa kuller de oyle degisik yerlere savrulmustu, olaylar silsilesi bir kulu bile savuruyorken onun hayatini savurmasi pek tabiiydi, umarsizligina umarsizlik katarak varsin savrulsun dedi, madem
bir kez hayata gelmisti...
bir kez hayata gelmisti...
4 Ağustos 2012 Cumartesi
ayna
Bir kitap daha bitirmişti kız. Yine hayran olmuştu o idealist kahramanlara, hayalleri peşinde koşup başarsa da başarmasa da elinden gelenleri yapanlara. Yine içi umutla dolmuştu, ben de yapabilirim istediğim herşeyi demişti heyecanla.
O gazla kalktı, ilk önce küçük de olsa bir alışkanlıktan kurtulmak lazım başarıya ulaşmak için dedi, bunu da okuduğu o idealist kitaplardan öğrenmişti. Dağınıktı çok, bu hayata karşı umarsızlığının dışarı yansımasıydı sadece,daha doğrusu dağınık olmasını o bu kalıba sokmuştu. Yatağındaki kıyafetleri topladı, oh be artık yatağımda yatabilirim yatak değil dolap aylardır kanepede yatıyordum artık bir yatağım var dedi. Bir şey başarmıştı, ipodundan we are the championsı açtı,bu şarkı ne zaman ufak da olsa bir şey başarsa veya başarmak istese ona umut veren bir şarkıydı. Oturdu yerine, yine bir sigara yaktı, bu alışkanlığımdan da kurtulsam diye hayıflandı ama cevabını kendine verdi,kurtulmak istemiyordu ondan kendisini kandırmaya gerek yoktu; en azından bu konuda kendine dürüsttü kız. Etrafına baktı, artık yatağının üstü hep toplu duracaktı, yatağında yatacak sabah erken kalkacaktı.
Sigarasını söndürdü, bakınmaya devam etti. Kitaplarına baktı, okuduğu kitapların hepsini tek tek inceledi. Umutsuz bir tebessüm belirdi suratında. Tekrar bir sigara yaktı ve aynaya baktı, aynada kendine acınası gözlerle baktı. Bu kaçıncıydı? Bu kaçıncı küçük bir değişiklik zırvasıydı, hiç bir zaman devam ettirmemişti ki. Kaldı ki ne için devam ettirecekti, hayalini kurduğu ne vardı ki çabalayacaktı? Ona bir hayat kurulmuştu, ailesinin tanıdığı düzgün arkadaşları, kabul gören bir meslek sahibi olacağı bölümü, onu asla parasız bırakmayan babası, bir dediğini iki etmeyen annesi ve bir sürü de cicili bicili elbisesi vardı. Yine kızdı annesi ve babasına ama uzun sürmedi yine egosuna yenildi çünkü ya onlar bu kadar fedakarlık yapmasalardı nasıl başa çıkardı hayatla. Şükretti yine çok güzel bir ailem var diye. Egosunu susturdu bir şey, seni sevmeleri ayrı seni korurken aşırıya kaçmaları ayrı dedi o şey. Kız yine bu ikilemlerden kurtulmanın yolu düşünmemek dedi, her zamanki gibi kolaya kaçtı.
Hem düşünse ne olacaktı?? Evet ailesi onu koruyordu evet bu konuda aşırıya kaçmışlardı, kız hiç bir zaman zora girmemiştiki, yüklerini onlara verip kenara çekilip kendi derdiyle ailesinin uğraşmasını izlemişti ama bunu o mu istemişti yoksa onlar mı teklif etmişti, hatırlamıyordu 22 sene böyle geçmişti çünkü, tek bildiği o istememişti ama bir süre sonra alışmış o da istemeye başlamıştı.
Hiç çalışmamıştı kız veya hiç bir zaman beğendiği bir şey için para biriktirmemişti, kırdığı bardağı dahi temizlememişti, yapmadığı şeyler yaptıklarından o kadar fazlaydı ki sayamıyordu bile.
Okuduğu bölümü çok seviyordu bu bölümü bitireceği için de kendisiyle gurur duyuyordu ama çok kolay elde etmişti bunu da çalışmadan çabalamadan, asla sonucunda ben başardım diyemeyecekti çünkü ailesi olmasa başaramazdı.
Sonra düşündü, bir çok insan benim yerimde olmak ister benim aileme sahip olmak ister ben neden nznkörlük yapıyorum?.Nankörlük de denemez ama içten içe gururu parçalanıyordu kızın, elinde benim diyebileceği hiç bir şey yoktu..
Mezun olduktan sonra sahip olacağı titrin üstünde bile ailesinin hakkı vardı...Onlar her zaman kızın her şeyi üstünde hakları vardı..
Kendi bir şeyler yapmalıydı ama amacı yoktu ki.. hayattan beklentisi yoktu, olsaydı da ipleri koparacak cesareti var mıydı?? hiç sanmıyordu..
Sonra içeriden annesi seslendi, ona en sevdiği tatlıyı almıştı, ego aldı hakimiyetini kız çok sevindi,sigara paketini de alıp mutfağa annesinin yanına gitti.
13 Ekim 2011 Perşembe
dün uzun süreden sonra en yakın arkadaşımla birlikte kaldık.tüm geceyi yatakta dizi izleyerek,dans ederek,ödev yaparak,yemek yiyerek geçirdik ve bol bol kahkahalarla dolu muhabbet ettik.çok değil bundan bir buçuk ay önce eve giremiyorum anılar aklıma geliyor diye ağlayan ben,dün o halimle dalga geçiyordum.serzenişlerimi değişik ses tonlarıyla seslendirerek kahkahalar attık ve kahkahalarımız çok içtendi,gerçekti.ben öyle mutluydum ki orda geçmişti gerçekten her şey.zaman her şeyin ilacı derlerdi de arabesklere bak hele derdim meğer ne kadar doğru bir sözmüş.
arkadaşımla kahkahalara atarken bi an durdum düşündüm,bu kadar basit miydi yani?haftalarca çektiğim acının sonucunda hala böyle gülebiliyor muydum? evet gülüyordum hatta eskisinden daha da iyiydim ama bir ay önce söyleseler inanmaz,ben artık yarı ölüyüm derdim.
sonra düşününce kendime kızdım,bu kadar basit miydi hislerim ? ölüyorum diye ağlarken bir ayda nasıl da her şeyi unutuvermiştim? yoksa sorun hislerimde değil de bana bunları yaşatan ve hiç birine değmeyen insanlar mıydı? bunu da düşündüm.hayır hislerim hiç de basit değillerdi hepsi gerçek ve o kadar yoğunlardı ki ben bunları yaşarken onlar mutluydular,ben neden olmayayım ki?
demekki hislerimiz ne kadar kuvvetli olursa olsun cesaretsiz,değer nedir bilmeyen insanlar için en fazla 2 hafta üzülebiliyormuşuz,en azından hayatın bu yönü adilmiş.sevdim seni hayat.
arkadaşımla kahkahalara atarken bi an durdum düşündüm,bu kadar basit miydi yani?haftalarca çektiğim acının sonucunda hala böyle gülebiliyor muydum? evet gülüyordum hatta eskisinden daha da iyiydim ama bir ay önce söyleseler inanmaz,ben artık yarı ölüyüm derdim.
sonra düşününce kendime kızdım,bu kadar basit miydi hislerim ? ölüyorum diye ağlarken bir ayda nasıl da her şeyi unutuvermiştim? yoksa sorun hislerimde değil de bana bunları yaşatan ve hiç birine değmeyen insanlar mıydı? bunu da düşündüm.hayır hislerim hiç de basit değillerdi hepsi gerçek ve o kadar yoğunlardı ki ben bunları yaşarken onlar mutluydular,ben neden olmayayım ki?
demekki hislerimiz ne kadar kuvvetli olursa olsun cesaretsiz,değer nedir bilmeyen insanlar için en fazla 2 hafta üzülebiliyormuşuz,en azından hayatın bu yönü adilmiş.sevdim seni hayat.
14 Şubat 2011 Pazartesi
romantik sonbahar
Bir kaç gündür Ankara'dayım,normalde geldiğimde hiç evden çıkmam çünkü Ankara'ya karşı bir önyargım vardı,sevmiyordum,ama inatla her tatilde geliyordum beni çeken tarifsiz bir şeyler var bu şehirde..
Cumartesi günü kuzenim geldi birlikte diğer kuzenimin doğum günün kutlamak üzere Emek'te bir puba gittik,çok eğlendik.Özellikle ben hem sevdiğim insanlarla olduğum için,hem Ankara'da olduğum için hem de 3. sınıfa geçtiğim için çok eğlendim.Pazar günü hep beraber bruncha gittik sohbet muhabbet derken Aşk Tesadüfleri Sever filmine gitmeye karar verdik,normalde aşk filmlerini sevmem ama her aşk filmi izlediğimde farkına varırım ki ben aslında hiç aşık olmamışım,çok sevmişim ama aşık olmamışım.Aslında diğer yazılarımda aşık olmuşum falan demişim ama o aslında kandırmaca,aşık olduğuma inanmak istiyorum çünkü.Çok sevdim doğru,zaten normalde hayatımdaki insanları çok severim,o aşık olduğum dediklerimi veya dediğimi de işte böyle çok sevdim.Her neyse,her aşk filminin sonunda hissettiğim gibi bir boşluk hissettim yine.Bir sevgili istemiyorum ama en azından aşık oldum diyebilmeyi,veya karşılıksız da olsa aşık olmayı isterdim,bir defacık da olsa.
Filmin sonunda Ankara'yı daha da çok sevdim.Ama nedenini çözememekteydim.
Çıkışta doğal olarak kuzenlerle filmin kritiğini yaptık söz Ankaraya geldi doğal olarak film Ankara da çekildiği için.Neden bilmem o an BEN ANKARA'YI SEVİYORUM ASLINDA..dedim.buna karşılık olarak kuzenim 'çünkü Ankara romantik bir şehir'dedi.evet işte bu,kuzenim sayesinde neden Ankara'Yı sevdiğimi anladım.Evet Ankara romantik bir şehir.Bu demek değil ki şehrin her metrekaresinde el ele yürüyen çiftler var,herkes öpüşüp koklaşıyor,değişik gösterilerle insanlar birbirlerine evlenme teklif ediyor.Umut veren bir yönü var Ankara'nın,ama aynı zamanda da hüzünlü.Kışın karla kaplansa da her yer,son bahar kışın da hükmünü sürüyor Ankara'da,sonbahar romantik.İlkbaharını henüz yaşayamadım bu şehrin ama tahmin edebiliyorum,yine aynı canlılık,yine aynı yorgunluk olacak,kar gidecek sadece montlar çıkacak ama aynı kalacak bu şehir.Burda 4 mevsim hüküm süren bir sonbahar var.Sonbahar bence mevsimlerin en güzeli.Belki de benim sonbahar aşkımdır beni Ankara'ya bağlayan.
Kim bilir belki de herşey tesadüftür,belki aradığım şey burdadır,belki de budur bana romantik gelen,budur beni bu şehre çeken.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)
